|
Sindirim sisteminde incebağırsaklardan sonra gelen yaklaşık 1,5 – 2 metre uzunluğundaki kısım kolon yani kalınbağırsaktır, bunun son 15 cm’lik bölümüne rektum adı verilir.
Yaşam süresi boyunca her 50 kişiden birinde kolorektal kanser oluşmaktadır.
Risk faktörleri nelerdir?
Kalınbağırsak kanserlerinin oluşumunda bilinen belli başlı risk faktörleri şunlardır.
50 yaş ve üstünde olmak
Ailede kalınbağırsak kanseri bulunması
Kişinin daha önce kalınbağırsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri geçirmiş olması
Kolonda poliplerin varlığı
Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi kronik iltihabi bir bağırsak hastalığının bulunması
Çevresel faktörler
Hayvansal yağ ve kırmızı etin sık tüketimi,
Lif’ten fakir gıdalarla beslenme,
Obezite,
Aşırı kalori alımı ve düşük fiziksel aktivite,
Aşırı sigara ve alkol tüketimi
Belirti ve bulguları nelerdir?
En önemli belirti dışkılama alışkanlığında değişme gözlenmesidir; bu ishal ya da kabızlık şeklinde olabilir:
Dışkıda kanama bulunması
Dışkının kalem gibi incelmesi
Nedeni bilinmeyen kilo kayıpları
Kansızlık, kendini aşırı yorgun hissetme
Tanı nasıl konur, hangi tetkikler yapılır?
Dışkıda gizli kan incelemesi. (Son derece kolay bir testtir, hastanın özel kartlar üzerine alacağı küçük miktarda dışkı örnekleri laboratuarda incelenir.)
Radyolojik tetkikler (çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi vb)
Laboratuvar tetkikleri (Kan sayımı, biyokimyasal tetkikler). Bunlar arasında CEA tetkiki kalınbağırsak kanserlerinde kanda yükselebilen ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir.
Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmaidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması ve patalog tarafından incelenmesi)
Tedavisi nasıldır?
Kalınbağırsak kanserlerinin standart tedavisi cerrahidir, yani tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle birlikte çıkarılır. Kolon kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi uygulanır.
Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek bazen kaçınılmazdır. Ancak son yıllarda ameliyat öncesi radyoterapi ile birlikte kemoterapi uygulanması anüsün korunmasını önemli ölçüde sağlanabilmektedir.
Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık derecesine bağlı olarak her üç tedavi yöntemi (cerrahi, kemoterapi, radtoterapi) devreye girebilmekte ve hastaların yaşam süresi uzatılmaktadır. Son birkaç yılda bulunan hedefe yönelik yeni biyolojik ilaçlar (bevacizumab, cetuximab) sayesinde tedavide başarı oranı artmıştır.
Hastalıktan nasıl korunulur?
Kolon kanserine yakalanmamış bireylerin korunmasında sebze, meyve ve tahıllar gibi lifli gıdaları fazla tüketmek, yeterince kalsiyum ve D vitamini almak önerilir. Ancak bunların yanı sıra ikincil korunma önlemi olarak tarama testleri ile erken tanının ayrı bir önemi vardır.
Bunun için, hem bay hem bayan 50 yaşından başlamak üzere;
Her yıl dışkıda gizli kan tetkiki, 5 yılda bir rektal muayene ve rektosigmoidoskopi ya da
Her 10 yılda bir rektal muayene ve tam kolonoskopi veya;
Her 5 – 10 yılda bir çift kontrastlı kolon grafisi ve rektal muayene önerilmektedir.
Ailesinde kolon kanseri olan bireylerde tarama testlerine daha erken yaşta başlanmalıdır.
|